MAZERET YOK
“İyi mazeret bulmayı başaranların, başka şeyler başardığı nadiren görülür.”
Benjamin Franklin
Henüz 1 yaşındayken çocuk felci oldu. Sol bacağını tamamen kullanamaz durumdayken, sağ bacağını ise kısmen kullanabiliyordu. Çocukluğunu ameliyatlar için sürekli hastanelerde geçirdiği için yaşayamadı bile. 12 yaşındayken,duyduğu bir müzikle koltuk değnekleri ile kendine has bir dans geliştirdi. Sakatlığına rağmen, dans aşkı ağır bastı ve sürekli çalıştı, Her şeye ve herkese rağmen. Dünyaca ünlü 'Cirque du Soleil' akrobasi topluluğunda tam 7 yıl, 2000' e yakın performansta görev aldı.
Yukarıdaki yazıda dünyaca ünlü dansçımız Dergin Tokmak' ın oldukça kısa hayat hikayesi var. Dergin Tokmak, dünyaya küsebilir, inzivaya çekilebilir ve belki de sadece boş bir yaşam içinde savrulup gidebilirdi. Fakat o, kendi becerilerine kanalize oldu ve bahane bulmadan hayallerinin peşinden koştu yılmadan.
Dansçımız gibi pek çok örnek var hayatımızda. Bizlere ilham olabilecek bir çok başarı hikayesi var. Peki gerçekten pek çoğumuz, her hangi bir zorluk karşısında mücadeleyi mi seçiyoruz, yoksa bahane bulup suçu başkalarına veya şartlara mı atıyoruz?
Yıllar önce bir yöneticim bizlere sonradan mottomuz olacak bir söz söylemişti: "Mazeret Yok"
Önce anlam veremediğimiz bu söz bize şunu anlattı aslında. Sorun odaklı değil, çözüm odaklı yaklaşım gösterin. Bu söz bizlere hayata farklı bir açıklamadan bakmamıza ışık oldu hep.
Nedir bize bahaneler oluşturan sebepler;
-İçe değil dışa bakmak
-Yüksek ego yaklaşımı
-Motivasyon düşüklüğü
-Yanlış hedef belirleme
-Tembellik ve kolaycılık (!)
-Problem çözme konusunda bilgisizlik
-Başarısızlıkların örtbas edilmesi
-Geçmiş tecrübelerimiz...
Daha pek çok neden sayabiliriz mazeret üretme ile ilgili. Beynimiz mazeret üretme konusunda çok maharetlidir. Bir futbol maçı düşünün, kaybeden takımın futbolcusu sahayı, teknik direktörü hakemi, başkanı federasyonu, taraftarları bütün takımı suçlar durur.
Çaba gösterilmeden üretilen mazeretler kişiyi başarısız kılar. Gerçeklerle yüzleşmediği için sorun çözmek gibi bir konu yoktur ortada. Kendini geliştiremez ve çok kolay demotive olabilir. Ayrıca mazeret üreten, insan ilişkilerinde sıkıntılar yaşayacaktır.
Artık bu oyuna son verme zamanı. Sorun değil sonuçlara bakarak bir değerlendirme yapma vakti. Gerçeklerle yüzleşerek ve sorumluluğu alarak harekete geçin sorunlarla mücadele için.
Önce söylemlerde bir değişiklik yapın;
Beni yanlış anladın yerine; kendimi yanlış aktardım.
Neden bu başıma geldi yerine; bu olayda benim nasıl bir sorumluluğum var.
Beni ciddiye almıyorlar yerine; beni ciddiye almaları için ne yapmam gerekiyor,
Firmamda çalışanlar çok kısa sürede işten ayrılıyor, çalışanlarımın işten ayrılmasında yönetici olarak benim ne hatalarım olabilir?
İş bulamıyorum başkaları torpille işe giriyor yerine; iş bulabilmem için her yolu denedim mi, yeterli donanıma sahip miyim?
Sorunlardan kaçmayın, bu bir çözüm değildir. Şimdi bana biraz kızabilir, suçlu ben miyim diye sorabilirsiniz. Hayattaki pek çok soruna ve duruma karşı lütfen sorumluluğu üstlenin. Bu ağır gelebilir belki fakat güzel haber; Eğer sorumluluğu siz üstlenirseniz çözümün de siz de olacağını göreceksiniz. Eğer sorumluluğu başkasına atarsanız, çözümü oradan beklersiniz. Ya gelir ya gelmez...
Son söz: Ya gerçekçi olur, öz eleştiri yapar başarılı ve mutlu olursunuz, ya da sanal bir hayat için de sürekli şikayet eder durursunuz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder