29 Haziran 2015 Pazartesi


DEĞİŞİYORUM



"Dünyada değişiklik yapmakla başarılı olan insanlar, değişikliğe kendilerinden başlayanlardır. "
Bernard Shaw 


Kelime olarak ne kadar kolay; DEĞİŞİYORUM... Peki, gerçekten kolay mı? Bir çırpıda olayları, durumları ve insanları algılama şeklimizde bir değişim yaşayabilir miyiz? Sihirli değneği olan var mı aramızda, bir dokunuşla istediğimiz kişiliğe bürünmesine yardımcı olabilen?


Aslında değişmeyi istiyoruz ve birçoğumuz hatalı alanlarımızı farkındayız. Doğru yaklaşımı ve düşünceyi de biliriz. Bununla birlikte yanlış (!) adımlar atmaya,yanlış (!) kararlar almaya ve yanlış (!) düşüncelere devam ederiz.


Bu değişimimizin önündeki engel kim? Kim engeller bizi? Kimi aşmamız gerekir bu savaşımızda?







Kendimizden başkası değil bu değişimin önündeki... Peki ne der kendimiz kendimize değişim yolunda ? 
  • Boş ver değişme.Zaten değişmek de istemiyorum... 
  • Korkularım var,yeterince cesur değilim sanırım... 
  • Peki ya çevrem ne der?... 
  • Daha önce de değişmeye çalıştım fakat başaramadım... 
  • Değişmek istediğim davranış veya düşüncem beni rahatsız etmiyor şimdilik... 
  • Nereden başlayacağımı ,nasıl başaracağımı bilemiyorum... 


“Sizi korkutan her deneyim size güç, cesaret ve güven kazandırır. Kendinize ‘Ben bu dehşeti yaşadım. 
Bundan sonra gelecek şeylere hazırım’ dersiniz.” 
Eleanor Roosevelt


Peki nasıl bu engelleri yıkacağız ve değişimin önündeki 'BİZİ' kenara alıp,sen orada dur bakalım diyeceğiz.Kısa formül;

Farkındalık+Hareket=Değişim

ya da 

İstek + Karar + Kararlılık + Disiplin= Değişim



Yani önce kendi içimize döneceğiz. Kendimizi çok iyi tanıyıp,tanımlayacağız.Kendimizi kabul edeceğiz.Bu konuda yetkin kişilerin geri bildirimleri de dikkate alınmalıdır.Bu süreçte başarılarınızı hatırlayın.Nasıl zorlukların altından kalktığınızı.Değişim süresince içsel motivasyonunuzu yüksek tutmanıza yardımcı olur anımsadığınız başarılarınız.Hayal kurun ve olmak istediğiniz davranışı,hayatı ve düşünceyi sanki yaşıyormuş gibi derinlemesine hayal edin.
Bilinçaltına mücadelenizin temelini atmış olursunuz.


Sonra hareket yani aksiyon.Değişim zamanını başlatacak küçük başlangıçlar yapın.Tabii ki değişim yaşayacağınız konunun,sizin yapınıza,temel karakterinize ve şartlarınıza uygun olması esastır.Bazı öğretilere göre,değişim 21 günde bilinçaltına kodlanmakta. Yani bu süreçte bazı zorluklar dahi çekseniz,vazgeçmek yok.Bazı olumsuzlar yaşasanız veya çevrenizden olumsuz geri bildirimler dahi alsanız bu değişim yolundan dönmek yok.Kendinize mutlaka hedefler belirlemeli ve değişimin hangi aşamasında olduğunuzu kontrol etmelisiniz.


Şunu asla unutmamak gerek.İstenirse ve harekete geçilirse ,değişimin önündeki 'BİZ' ikna edilirse,hedeflediğimiz noktaya gelmek mümkündür.Biraz çaba,biraz özveri.Başarı yolunda bunu yapabilirsiniz.Kolay değil,fakat mümkün.Tabii ki SİZ isterseniz..


Değişimi yaşadıktan sonra keyfini çıkarın,kendinizi takdir edin ve mutlaka ÖDÜLLENDİRİN kendinizi.

SİZ DEĞERLİSİNİZ...


28 Haziran 2015 Pazar

YAŞAMA DAİR


Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:


   Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına...   

   Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır.

   Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana...



ATAOL BEHRAMOĞLU






Şiir öyle bir tılsıma sahip ki, bazen sayfalar dolusu yazsanız sığdıramazsınız o dizelerde yaşatılan duyguları. Büyük Üstat Ataol Behramoğlu da bize aynı tatları sunuyor şiirinde...

Peki biz yaşadıklarımızdan neler öğrendik? Hayat bize sunulmuş bir armağan mı gerçekten? Farkında mıyız sahip olduklarımızın ve hayatın anlamının? Yoksa kaybedince mi anlıyoruz, elimizden gidince mi uyanıyoruz aniden?

Bu uyanışı bugün yaşayalım hep beraber. Pazar günü, belki bazılarımız çalışıyor. Fakat pek çoğumuz iş kaygısından uzak. Önce şöyle bir sarılalım sevdiklerimize. Hiç bakmadığımız kadar içten, hiç görmediğimiz kadar derin hissedelim gözlerini gözlerimizde. Penceremizi açalım, şöyle derin bir nefes almanın keyfini çıkaralım. Seslere kulak verelim. İlk defa kuş sesleri yüreğimize sunsun melodilerini... Seyyar satıcıların hayat mücadelesini izleyelim. Pazar alışverişinden dönenler içinizdeki insan sevgisiyle karşılansın.

Yağmurlu bir günse, damlaların düşüşünü takip edin bütün hayranlığınızla. Bulutlar varsa, çocukluğunuza dönün ve hepimizin oynadığı oyun gelsin aklınıza. Her bir bulut kümesi anlam kazansın zihninizde bütün hayal gücünüzle. Güneş ışıl ışılsa, bırakın misafir olsun teninize. Kapatın gözlerinizi, tüm hücrelerinizde hissedin o cömert sıcaklığı.

Atın sonra kendinizi sokaklara. Hiç bakmadığınız gibi derin bakın, görmediklerinizi farkedin. Ağaç yaprakları size el sallarken, tüm kaygılardan uzaklaştığınızı hissedin.

Selam verin hiç tanımadığınız olsa bile esnafa, kolay gelsin deyin emek harcayanlara yüzünüzdeki tebessümle. Mutluluk dağıtsın varlığınız tüm ihtiyacı olanlara.

Hiç yapmadıklarınızı yapın, el aleme inat. Rahat bırakın kendinizi, hayatın tadını çıkararak.

Düşünün nelere sahip olduğunuzu. Belki öyle kocaman şeyler değil ama hepsi önemli, hepsi anlamlı. Ne kadar zengin olduğunuzun bilincinde olarak yaşayın kocaman, şairin de tavsiyesine uyarak:



'Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar

   Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın

   Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu

   Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın.'



Farkında olmak gerek. Hayat bize bir armağan. Yaşama dair ne varsa, bu armağanın hakkını vermek gerek. Gönül gözünüz açık, yaşayın dilediğinizce her şeye inat...





27 Haziran 2015 Cumartesi

Hayatımın Anları

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. 
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. 
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. 
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
 
Borges



Ünlü Arjantin'li yazar ve şair Jorge Luis Borges 85 yaşında kaleme almış yukarıdaki muhteşem dizeleri. Şiirin tamamını okuduğunuzda, biraz hüzün de olsa hemen bir şeyler yapasınız gelir.Zaman kaçıyor,bizden hayat uzaklaşıyor gibi hissedersiniz.Pişmanlıklar yaşamamak adına,yaşamın son anlarında keşkelerimiz olmaması için harekete geçirir belki.Sarsar bizi şöyle sağlamca...
Borges'in dizeleriyle başlamak istedim 'Hayatımın Anları'na.Bugünden itibaren;biraz benden,biraz hayattan biraz da sizden bir şeyler bulacaksınız.Bazılarında sizinle hem fikir olacağız ,bazılarında içten içe kızdıracağım sizleri.Ama ne yapalım,bunlar benim 'Hayatımın Anları'.

Her yeni gün yeni bir fırsat bizler için.Diyor ki hayat;Bak bugün de nefes alıyorsun.Güneş doğsun içine,yaşamdan keyif al her şeye rağmen.Bırak geçmişi,bırak yarının belirsizliklerini.An'ı yaşa.An'da mutlu ol.Bu mutluluk için o kadar çok şeye sahipsin ki.Düşün ve anla kendi değerini.Farket yaşamın sana sunduklarını.Yüzünde gülümseme olsun sana verilen tüm armağanlardan dolayı.
Kolay mı An'lardan mutlu olmak?Kolay mı her An'ın farkında olmak?
Biraz da kolaylaştırmak amacım,mutlu olmak ya da olmamak arasındaki tercihte...Farkettirmek kendimizi kendimize...
 
1989 senesinde tanıştım 'Carpe diem' deyişiyle.Ünlü Latin Ozan Horatius ilk defa kullanmış yüzyıllar önce. 'Anı Yakala','Anı Yaşa' anlamı 'Ölü Ozanlar Derneği' isimli filmle anlam kazandı,üniversiteli beynimde.İdealist hoca John Keating'i canlandıran Robin Williams'ın sesi ise hala kulağımda;



"Sadece bir tane hayatınız var ve şimdi yapmayacaksınız da ölünce mi yapacaksınız?"



Evet,şimdi değilse ne zaman?Bırakalım geçmişin pişmanlıklarını,geleceğin endişelerini.An'ları yaşayalım sadece,hayatın hakkını vererek.

'Hayatımın Anları'na Hoş Geldiniz!Siz de kendi hayatınızın anlarına HOŞ GELİN!!!